Turkiye'nin ileriye gidememe sorunu bunlar; biz olaylarin sadece bize anlatilan kisimlarini biliyoruz; farkli noktalarini bilmiyoruz. Sivas davasinda Basbakan; haksiz yere idam edilenlerde var dediginde ya da Bulent Arinc bu davadan mahkum olanlarda var dediginde; aslinda sunu demek istiyorlar; Bunun birde o tarafi var. Ben Mesela AIHM'in asagidaki isimlerle ilgili boyle bir karari oldugunu bilmiyordum. Bize hep olaylarin bilmemiz gereken yonleri anlatiliyor. Arada bu sekilde Orhan Kemal Cengiz gibi yazarlar olmasa gercekten epey kopuk olacagiz. Allah'tan onlar var. Bizimde blogda yaptigimiz bu aslinda; farki boyutlari da one surup bu da var demek ve kendi medyamizi olusturmak; yoksa baska gayemiz yok.
Hersey de hukumet elbette hakli degil ama her zaman haksiz da degil bunu da atlamamak lazim diye dusunuyorum. Tuncay Ozkan'in secim sandigi varken Milyonlarca kisiyi yuruttugunu hepimiz biliyoruz. Insanlari sayarak kiskirttigini da; belirlenmis oyun kurallarini CHP'nin yargi yoluyla nasil bozdugunu dahasi halk birsey bilmiyor deyip; bizim sandik kararimiza saygi duymadigini da biliyor ve de farkindayiz.
Orhan Kemal Cengiz'in yazisi bu yuzden onemli ve okunmali.
http://m.radikal.com.tr/ArticleDetail.aspx?ArticleID=110448&Continue=1
Ergenekon aforizmaları
Diyorlar ki, "Ergenekon'da gazeteciler yargılanıyor". "Ergenekon'da gazeteciler de yargılanıyor" deseler doğru söylemiş olacaklar. Neredeyse 800'e yaklaşan Ergenekon ve Balyoz sanığından 8-10 tanesinin gazetecilik mesleğinden olması, Türkçede ancak 'de' ile ifade edilebilir.
Diyorlar ki "Ergenekon'da düşünce yargılanıyor". Deseler ki "Ergenekon da düşünceler de" yargılanıyor, eyvallah bunu tartışalım. Mesela, Ahmet Şık'ın yargılanmasına, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği'nden burs alanların araştırılmasına bu pencereden bakalım. Bunlara karşı birlikte savaşalım.
Ama hakikaten adalet savunucusuysanız, gelin o zaman bu davanın özünü de birlikte savunalım. On binlerce sayfayı bulan iddianamelerde nelerden söz edildiğinden, Ergenekon-medya ilişkilerinden, darbe ve suikast planlarından, andıçlardan da bir kerecik olsun doğru düzgün bahsetseniz yazılarınızda, "şunlar da var" deyip geçiştirmeseniz, ne güzel olur değil mi?
Davada "Gazetecilik yargılanıyor" diyorsunuz ama AİHM'nin Tuncay Özkan kararında Ergenekon talimatları çerçevesinde yayın yapmanın tutuklamayı haklı kılan bir örgüt faaliyeti olarak nitelendiğini hiç ağzınıza bile almıyorsunuz.
Sürekli hak ihlallerinden söz ediyorsunuz ama AİHM'nin Ergenekon sanıkları Tuncay Özkan, Adil Serdar Saçan, Mustafa Levent Göktaş, Levent Bektaş, Ercan Kireçtepe, Eren Günay ve Emre Onat'ın yaptıkları başvurularda vardığı sonuçları tamamen görmezden geliyorsunuz. Bu başvuruların tamamında, AİHM'nin tutukluluğun 'haklı gerekçelere dayandığı', 'kötü muamele olmadığı', sanıkların 'neyle suçlandığını' gayet iyi bildiği sonuçlarına ulaştığını bilmiyor olamazsınız, değil mi?
Biliyorum AİHM'nin Ahmet Şık konusunda vereceği kararı bekliyorsunuz. Ben de buraya şimdiden not düşüyorum: AİHM, Ahmet Şık ve Nedim Şener için diğer Ergenekon sanıklarından farklı sonuçlara ulaşacak ve büyük olasılıkla 'tutuklamanın haklı gerekçesinin' olmadığını söyleyecek. Hiçbir duyumum yok bu konuda, sadece hukuki fikir yürütüyorum. Peki AİHM böyle karar verirse, diğer sanıklar için 'tutuklamanın haklı olduğu' sonucuna varmasına da saygı duyacak mısınız, yoksa sadece "AİHM, Ahmet Şık davasında mahkûmiyet verdi" deyip bütün Ergenekon sanıklarını aklamaya mı çalışacaksınız?
Son bir sorum daha var: Yahu siz on yıllardır nerelerdeydiniz? İnsanlar Devlet Güvenlik Mahkemeleri önünde inim inim inlerken, F tipi cezaevlerinde çürümeye terk edilmişken, Güneydoğu'da köyler cayır cayır yakılırken, insanlar sokak ortasında güpegündüz öldürülürken, siz neredeydiniz, hangi ülkede yaşamaktaydınız, biz kendimizi neden o kadar yalnız ve çaresiz hissediyorduk o zaman? Sizin gibi cengâver insan hakları savunucuları, bütün bu köşelerden her gün Ergenekon sanıklarının haklarını bu kadar iyi bir şekilde savunurken, neden o zaman hak savunuculuğu bir avuç insanın üzerine kalmıştı?
Ahmet Hakan hemen fark edecektir. Bu aforizmaları onun üslubunu 'kullanarak' yazdım. Ama burdan hareketle sadece ona cevap verdiğim sanılmasın. Ahmet Hakan'ınkilerin de içinde olduğu bir gruba benim yanıtlarım. Hakan, o grubun içinde en ince ve sofistike argümanlarla yazanlardan birisi sadece. Ayrıca onun geçmişinde 28 Şubat karşısında dik durmak gibi onu diğerlerinden ayıran sayfalar da var.
Yazıma son verirken Ahmet Şık ve Nedim Şener'e de geçmiş olsun dileklerimi iletmek istiyorum. Onların tahliyelerinin Ergenekon davasındaki diğer hataların giderilmesinin ilk adımı olmasını diliyorum...
Sent from my BlackBerry® wireless device
































